2026, Sizler için aşağıda birbirinden güzel paylaşılacak Duygulu Sözler bir araya getirdik. Duygulu Sözler Kısa, etkileyici, anlamlı ve çok güzel sözlerle sevginizi ifade edebilir, duygularınızı en özel şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal ağlarda sevdiklerinizle paylaşarak beğeni toplayabilirsiniz.
Yağmur olsan binlerce damla arasında bulur tutardım seni, çünkü korkarım, toprak aldığını vermiyor geri. Cemal Süreyya
Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır. Oğuz Atay
Kapıya gelen çocuklara şeker verir gibi kalbimi vermiştim sana; bu bayram da gelmedin adres çoktu galiba?
Korkma bana âşık olmaktan ya da bir gün çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiç bir cesedi sahipsiz bırakmadım ben!
Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi közler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın, masal anlatmaktır bütün işi.
Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.
Benim sana sadece kanım kaynıyor Yüreğim mi? O seni sevdi seveli anası ağlıyor.
İşte böyle canım benim galiba kayıp, cennet için cehennemde şafak sayıp, geçiyor günlerim ertesine ertelendik, ruhumdan yüzüme donuk bir mimik.
Fark yok ikimizde beyazları giyindik. Sen dünya evine, onun altına. Ben ahiret alemine iki karış toprak altına girdim.
Al sana gökkuşağı, saçına takarsın. Al sana bulut, gözyaşını atarsın. Al sana kalbim, sorun değil sıkılırsan kurşun sıkarsın.
Kabul ediyorum! En büyük hatam, yüzüme gülen herkesi kendim gibi sanmamdı.
Öyle bir gittin ki, bakakalmak kaldı bana arkandan. Ne gözümü alabildim, ne göze alabildim.
Beni yüreklendirecek bir söz söyle; şehrin tutsaklarını salayım kalbimden, beni yüreklendirecek bir söz söyle; kurşunu beynime sıkayım öylesine.
Seni sevdiğimi ihbar etmişler ayrılığa. Geçen gün yokluğun gelip teslim aldı beni.
Ben kalem ucunda o kadar insan öldürdüm ki; hepsinin cesedi mısralarımda ölümsüzleşti.
Dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak sus.
Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir. Ben ayrılıkların. Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını. Ben hasretlerin.
Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?
Ben ne kadar zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım.
Sizin bu ayrılık dediğiniz şeyin Türkçe meali neydi? Hayır, siz ağlıyorsunuz da, ben neden ölüyorum!
Hata bende sevgili aşk diye kapısını çaldığım kalbinin, genel ev çıkacağını nerden bilebilirdim.
Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara, yüreğimi soğuttum zemheri ayazında. Sonra uzun uzun rüzgârın gülüşünü seyrettim çaresizce. Ve gecenin en koyulaştığı yerde ölümü kucakladım masmavi yüreğimle.
Sen beni sevmedin ya, ben de gidip herkesi sevdim ve herkese böldüm kendimi. Herkese az az düştüm ve kimseye yetmedim.
Ne kadar zordur aslında sevip de seviyorum diyememek. Görüp, görmemezlikten gelmek, yaşadığını bilip de benim için öldü demek.
Profesörler bırakın uzun yaşamanın sırlarını. O’nsuz yaşamanın sırlarını bulun.
Bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık, çünkü sen rüzgârın coşturduğu bir toz bulutusun. Bugün bana esersin yarın eller.
Bugün günlerden ne? Yoksa sensizlik ertesi mi?
Ölmek dert değil de, cenazeme gelmişsin kalkıp da alnından öpemiyorum ya işte o koyuyor adama.
Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına ‘aşk’ denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.
Bir hoşça kala sığdırdı bizi! Yere göğe sığdıramadıklarımız.
Ben senin gibi “treni kaçıran yolcu” edasında değil, “ölen yakınımı uğurlar” gibi yaşarım ayrılıkları.
Bazen ne onunla yapabilirsiniz, ne de onsuz. Ne “terk edebilirsiniz”, ne de yeniden sevebilirsiniz. Sürünüp gidersiniz.
Boş adamın tekisin dedi. İçimde sen yoksun ya ondandır dedim.
Benim bir şeye ihtiyacım yoktu Her şeyim sendin. Oysaki ben sana yüzümü çevirdiğimde herkese sırtımı dönmüştüm.
Hani bir damla gözyaşıma kıyamazdın ya, bu şehir sular altında, sen neredesin.
Mademki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun.
Ne halim varsa görmek istiyorum. Çünkü her halim de, sen varsın! Bu nasıl ceza, silmeye çalıştıkça kazınıyorsun aklıma!
Sadakat mıydı zamana yenilen. Yoksa zaman mıydı ihanete buyur gel diyen.
Bilirsin günahları yazan melek soldadır. Hatta bundandır kalbin solda olması. Çünkü belki de aşk, yaşanılan en büyük günahtır.
Sesimi duymamak için direnen kulaklar bari gönlümü dinlesin. Ben susmalıyım ki tüm zor cümleler gönlümü dinleyenlere kalsın. Dilimle konuşmak canımı çok acıttı.
Ben sensizdim! Akşamın yaklaştığı saatlerde… Kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır ansızın her gün batımı.
En soğuk mevsim kış’mış. En soğuk mevsim kış’sa, ‘o’ giderken ben niye donarak ölüyordum, yaz’ın ortasında.
Bir gece yarısı uyanıp “oh be rüyaymış” diyebilseydim keşke gidişine.
Kimse anlamadı. Bu aşkta yüzde elliye varan indirimli acılar vardı. Peşin gözyaşı ödediğinde, yalnızlığı on iki aya bile bölüyorlardı.
Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır, öpüp kokladığınızda sıvıya dönüşürken, kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır.