Ece Temelkuran Sözleri

2026, Sizler için aşağıda birbirinden güzel paylaşılacak Ece Temelkuran Sözleri bir araya getirdik. Ece Temelkuran Sözleri Kısa, etkileyici, anlamlı ve çok güzel sözlerle sevginizi ifade edebilir, duygularınızı en özel şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal ağlarda sevdiklerinizle paylaşarak beğeni toplayabilirsiniz.



Ölümü böyle iç cebinde sevgilinin resmi gibi taşıyan memleketler cenazeleri niye hep hazırlıksız karşılarlar? Bu iğrenç desenli, pis battaniyeler.
Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce âşık olur.
Ne yaparsan yap sadece bir hikâye kalıyor geriye.
Acı mühim değil, umut yoruyor insanı.
Nasıl kırıyorlar sonra bu kız çocuklarını? Nasıl kendilerine benzetiyorlar? Cinayet gibi.
Bir harfle öldürebilir bir insan bir insanı.
Başka türlü katlanamaz aslında kendine.
Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa ne kadar sevilsek tamir olmayız.
İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde; korkma desin diye.
İnsanların yüzlerindeki izlerle ilgili soru sormazsanız nezaket gösterdiğinizi değil, yüzlerini görmediğinizi düşünürler.
İnanacaksın dediklerinde, hücrelerimin endoplazmik retikulumuna kadar inandım.
Anlıyorum. Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
Bana kalırsa, kendini de çok önemsiyorsun. Her yaşadığın zorluğu bu yüzden abartıyorsun. Sen merkezli bir dünyada elbette yalnız kalırsın.
Ağzımın sözcükleriyle konuşuyordum, kalbiminkiler boğularak siniyordu.
İktidar, gücü zayıfladığı için şiddeti devreye koyar.
Kendi gözümden düşersem, bir daha ayağa kalkamam.
Bakma sen söylediklerine, insan kendini feda etmek ister.
Eğer ölümü anlamlandıran yaşadığımız sürece yaptıklarımızsa, pek şansım yok.
Anlasana, biz yokuz aslında. Yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olmadı. Yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık. Psikoloji ve sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk.
İnsan, her şeyi unutuyor da, en ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayanı, aklını kaybetse unutmuyor.
Acı, kendi kendine hikmet yumurtlamıyor.
Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
Kurnazlığı zekâ zannedenlerin topraklarında nezaketiniz sizi aptal gösteriyor olabilir. Aldırmayalım.
Anlayacaksınız ki hayat sizin nefesinizde. Başka hiçbir yerde, hiçbir şeyde değil. Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat; nefesinizin yettiği kadar.
Belki kafam patlayacak bir gün. Çünkü hiçbir şeyi unutmuyorum ben.
Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur.
İhtiyarı da genci de ölüme aynı mesafede.
Bir dua kırıntısı lütfet, benim kalbim ise senin için hep namazda.
Ölümü hatırlamaz insan, hayatı hatırlar.
Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
Bir şehrin açık hava çiçekçilerinin başına gece bekçilerinin dikilmesi , şehirde hala çiçek çalmayı düşünen insanların olduğunu gösterir.
Bütün aşklar budur. Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür.
Benim ölüm ve acı üzerine şiirlerimi kim okumak isteyebilir ki? Ben, ne papatyaları anlatabiliyorum senin gibi, ne de devrimi, ben acıyla meşgulüm deniz. Anladın mı?
Çünkü burada insanlar bir yanlışlık gibi ölüveriyor. Sen bir yanlışlık olamayacak kadar güzelsin.
Öfke, yer yenilgiyle içimizde büyüyen cüzzamlı bir çocuk alara.
Herkes kendi günahını unutur; ama kimse alacağı intikamı unutmaz.
Çünkü bir erkek, bir kadının nefesi kadar.
Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat… Nefesinizin yettiği kadar.
İsyankâr iyiliğim, kötülük gibi geliyor kulağa.
Bazı anlamlar, bazı yaşları bekliyor, sanırım.
Her şeyi görebilecek kadar yakında, günü gelince çekip gidebilecek kadar uzakta durmayı iyi bilirim.
Tavşan boku gibi yaşamaktansa öl daha iyi!
Herkes gülerken durup bir an bütün arkadaşlara bakıp “işte yaşamak bu” demiştim, yüzünü dağdan gelen suyu tutmak gibi.
Bir acıda, bir sevinçte, bir kavgada, bir hikâyede erimek ister.
Hiçbir şey beklemediğini söyleyenler en çok bekleyenlerdir aslında.
Evlilik tatlı hanımefendi, porselen takımlarının desenlerine adamın yüzünden daha çok gördüğün bir münasebettir. Benim ise şükür ki , her zaman porselen takımlarından daha heyecanlı şeyler oldu hayatımda. Çin porselenlerinden daha desenli adamlar!
Sakın, dedi kendine, korkma. Bir hafta önceydi, anlamıştı. İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, Korkma, desin diye.
Kafamın içinde çok şey var anne. Kitap okuyunca geçer sadece.
Artık konuşmayanları, öylece durup cevap vermeyenleri. Vazgeçmişleri ve taşra kasabalarında hiç konuşmadan kitapların ve oyuncakların arkasında iki büklüm oturan eski solcu kırtasiyecileri.
Hayalinden daha eksik olma, beni utandırma. Gel.
Bir erkek bir kadından ne zaman uzak duracağını bilmeli.
Başka kadınların çaresizliklerine öfkelenen kadınlar muhakkak kendi çaresizliklerine öfkeleniyordur.