Hal Hatır Sorma Mesajları
Herkes bir parçamı alıyor hatıra diye… Çöpçü çöpümü, dünya vaktimi ve ölüm beni.
Her şeyin hatırı vardır bizde; sevdiklerimizin, dostlarımızın, yediğimiz yemeklerin, yaptığımız muhabbetlerin, içtiğimiz kahvelerin. Hatır gönül bilmek ve dost olmak herkese nasip olmuyor.
Dalından düşüp giden yaprak nasıl kurumaya mahkumsa hatırdan düşen insanda öyle unutulmaya mahkumdur.
Bir gönül yapmak gelmiyorsa elinden, bari bir gönül yıkılmasın dilinden. Mevlâna
Bana en sevgili olan kardeşim, kusurlarımı bana hediye eden hatırlatan kimsedir.
Bazen gelecek günlerin hatırına geçmişin peşini bırakmalısın.
Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, çünkü sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim. Kendine bak ve beni hatırla.
Merak etme üzülmüyorum peşinden. Ki sen bana unuttum derken, senin kim olduğu hatırlamaya çalışıyordum ben.
Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır.
Gün olur elinizde kırık bir kalp, buruk bir acı ve birlikte içilen bir kahvenin hatırı kalır.
Ben insanın diğer yüzünü görünce, ilkini hatırlamam.
Minareden düşenin parçası bulunur da; gönülden düşenin parçası bulunmaz. Mevlâna
Garip değil mi? Hatıralar mutluluk vericidir, ama bazen hatırlamak; intihar sebebin bile olabilir.
Eğer birisi sana değer veriyorsa, yaptığın her şeyin hesabını sorar, değer vermiyorsa hal hatır bile sormaz.
Hatırımızdan çıkaramadığımız kişiler daima aklımızdan daha yakındır.
Sadece seni görünce hâl hatırını soran, hırsızlık yaparken yakalanan kişi kadar suçlu hisseder kendini.
Topla hatıralarını ve defol kalbimden. Sevdiğim seni karalamaya hakkın yok.
Mutlu olmak istiyorsan gururu bırak. Gönüller almaya bak. Mevlâna
Hatırlanmak gül bahçesindeki bir gonca kadar güzelse, unutulmakta çalılıkta yetişen diken kadar acıdır.
Her ay olmasa da yılda bir kez herkeslerden uzak bir çay bahçesinde, bir bardak çay içimi zamanda, hâl hatır soralım seninle.
Öğrenmek, eskiden bilinmiş bir şeyi yeniden hatırlamaktan başka bir şey değildir.
Seninle buluştuğum ilk günü hatırlıyorum. Hiçbir şey için bu kadar heyecanlanmamıştım.
Belki bir sonbahar hatırlatır beni sana. Yapraklar koparken dalından bir bir, O apansız kopuşumuzu hatırlarsın.
Her ayrılığın tokat gibi. Şamardan anlamaz bu kalp. Kaç kere öldüm hatırlamıyorum bile. Yalnızlık beni sallayamaz, düşer kalkarım.
Ufak bir hatırlatma, yara bandı kalbe yapışmıyor.
Keşke bir rüzgâr esseydim seni uzaktan da olsa görmek için, keşke bir yağmur bulutu olsaydım hep senin üstünde dolaşıp özlediğimde sana sağanak sağanak ulaşan, keşke bir hatırım olsaydı sende bir merhabalık.
Kahve sadece yalnızlık değildir Kahve dostluğun temelidir. Kırk yıllık bir hatırın hatırasıdır. Yeter ki sen dost olmayı bil, kahve dediğin beş dakikada hazır.
Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.
Canım acır göz önümden gitmez hiç bir hatıra… Duygular haram biçimde parça parça ruhumda… Asır Mecazi
Acılar iyidir bize geçmişin gerçek olduğunu hatırlatır.
Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş bir özgürlük.
Hatır denilen duyguyu yıllar asla öldüremez. Yıllar geçse de hatırı olan hatırlanır.
İnsanın en çokta canını acıtan bugün hatırını kıramadıklarının, yarın hiç düşünmeden kalbini kırmalarıdır.
Esrar çekmiş gözleri kanlı sigara içmiş kafası dumanlı kolun da 3 5 jilet yarası o da bi namerdin hatırası.
Aslında kahvenin bir suçu yoktu, suç o kahveyi içip de hatır bilmeyenlerdi.
Gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil, tırtıla sevdalanırsın. Nazan Bekiroğlu
Bilmem ki; karşılaşsak bile hatırlayabilir miyiz birbirimizi yeniden. İkimizde artık bir başkasıyken.
Bazen öyle bir an gelir ki her şeye artık yeter dersin. İşte o noktadan sonra ne hatır kalır, ne de sabır.
Sana bir kapı bıraktım giderken; açtıkça beni, kapatırken kendini hatırla.
İyi insanlar hiçbir zaman hatırdan çıkmayan kişilerdir.
Bir zamanlar her şeyim olan bir kadın, şimdi gözlerimden aksa da yaşlar artık el oldun. Geride bana kanal iki satırlık hüzün, iki satırlık hatır.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var derler. Susamış birine verilen bir bardak suyun hiç hatırı yok mu?
Dünya, vazgeçenleri değil, azmedenleri hatırlar.
Oysa kahve içmişliğimiz de vardı bu ne hatır gönül bilmemezlik diyemedim. Orhan Veli Kanık