Tezer Özlü Sözleri

2026, Sizler için aşağıda birbirinden güzel paylaşılacak Tezer Özlü Sözleri bir araya getirdik. Tezer Özlü Sözleri Kısa, etkileyici, anlamlı ve çok güzel sözlerle sevginizi ifade edebilir, duygularınızı en özel şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal ağlarda sevdiklerinizle paylaşarak beğeni toplayabilirsiniz.



Bazen bir söz yoktur. O gün ne olduğunu özetleyecek zekice bir alıntı yoktur. Bazen gün, sadece biter.
Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelerde otur. Artık hiçbir yerdesin.
Söyleyecek çok şeyim olduğunda genelde susarım.
Onu sevmeyi bir tutku haline dönüştürüyorum. Bu sevgide tüm sevgilerim, sevebilme gücüm var. Gelecekteki sevgileri de yaşar gibiyim. Geçmiştekileri de.
En çok ve en uzun sana inandım.
Hiç kimseyi, yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.
Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.
Yabancısı olmadığım bir tek olgu var. O da kendi varoluşum. Belki tek mutluluğum bu. Tek bağlantım. Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum yitmiş demektir.
Sözcüklerin tümü içimden çıkmadan bir an bile uyuyamam.
Tren raylarını severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uymak zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için. Tek bir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günler oldu, yazılan uzun cümleleri görmezden geldiğim günlerde. İnsanlara inanmaya çalışmaktan yoruldum.
Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum.
Nihayet yağmur başladı. Bu sabah artık yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için.
Aşk acısı çekmedim hiç. Çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü.
Hayatın boyunca kendin gibi olman konusunda telkinler dinlersin, olacağın bir yer ararsın. En kendin olduğun haldeyse değişmen istenir.
Artık gitmeyeceğim. Nereden geldiğim sorusunu yanıtlamak istemiyorum. Hiçbir yerden gelmiyorum. Kendimden başka.
Her köşe, her cadde öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki.
Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil.
Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar. Bir haykırış, küçük dünyanız sizin olsun!
Şimdilik hiç kimseyle uykumu paylaşmayacağım. Umutsuzluk dolu birisiyle hele hiç. O zaman birlikte balkondan atlamak kalıyor geriye.
Nerde olmak istediğimi bilmiyorum. Belki de bu yüzden hiçbir yerdeyim.
Bilirsin, yazılmadıkça bitmeyen şeyler biriktirir kadınlar.
Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı.
Hayat bağıra bağıra, susmayı öğretir insana. Her şey geçiyor, hiçbir şey geçmese de.
Kimse kimseyi unutmuyor ama asla karşı tarafın istediği biçimde hatırlamıyor.
Bir ülkenin anarşisini kim anlatabilir? Ölenler mi? Öldürülenler mi? Her gün yeni ölümleri bekleyenler mi?
Alışıyor inan kendini içinde tutmaya, dilinin altındaki baklaları ıslatmadan konuşmaya, sultanlara yaraşır bir sağırlığa, alışıyor işte.
Yaşanacak bir yaşam var. Binilecek bisikletler var. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları var.
İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdir.
Her gece ölüyorum. Sonra ölümden kaçıp yeniden canlanıyorum. Her yirmi dört saat, hem yaşam, hem ölüm.
Yalnızlık bana hiçbir an eksilmeyen bir güç veriyor.
Ölmek isteğim yok. Yaşama isteğim olmadığı gibi.
Taze çayım ve taze yaralarım var. Çok zenginim.
Ben, belli bir ülkesi olmayan insanlardanım.
Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.
Hava çok güzel. Mavi gökyüzü, güneşin sıcaklığı hiç bitmeyecek gibi. Bugün neler düşünülür, diye geçiyor aklımdan. Belki yazı bile yazılır. Ne limanlar var yeryüzünde diyorum. Ne açık denizler. Ama dağlar arasında kaybolan kaç deniz var?
Aklımı ellerinizden kurtardım.
Bahçemde yetiştirdiğim gülleri her akşam öpüp kokladığım gibi. Senin mektubunu da öpüp kokladım. Yaş mı, baş mı, içinde bulunduğumuz koşullar, dağılmışlığımız mı, bilmiyorum, duyarlılığı artırıyor. Bir gözyaşları eksik. Belki o da var, için için akıyor.
Karşıma çıkan her şey yetersiz. Soluduğum her şey yetersiz. Dalgalar, odalar, mekanlar, sevgiler yetersiz. Suların tadı yetersiz. Günlerin uzunluğu yetersiz. Haftaların günleri yetersiz.
Karşılıklı gülsek. Gülebilir miyiz dersin? Gülebilir misin?