Ülkü Tamer Sözleri

2026, Sizler için aşağıda birbirinden güzel paylaşılacak Ülkü Tamer Sözleri bir araya getirdik. Ülkü Tamer Sözleri Kısa, etkileyici, anlamlı ve çok güzel sözlerle sevginizi ifade edebilir, duygularınızı en özel şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal ağlarda sevdiklerinizle paylaşarak beğeni toplayabilirsiniz.



Acı çekmek ölmekten daha çok cesaret ister. Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Sanat doğanın içindedir, sanatkâr onu görebilendir.
Dokundukça denizleri gövdemin çok eski bir kumaştan. Onun gövdesine. Yangın. Sevişirken kurtarıyor bizi bir ölümden alevler. Unutmak. Yalnızlıktan.
Uyan artık, bildiğim bütün ninniler bitti.
Nereye gitsem susamak vardı, pişmanlık vardı.
Bana çiçek gönderme, bir kuş ağacı gönder. Alnıma dokunanlar, iyileşmiş desinler.
Döşündeki mermi değil, bu yalnızlık yorar seni.
Varsın yaz biterse bitsin. Sıcak bir kış getir bana. Uykumda sarılmam için, sonsuz bir düş getir bana.
Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Anlamak için görmek, görmek içinde dikkatli bakmak gerekir.
Aşkın uyumadığı, her yerde söylenir.
Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor.
Yetmez mi? Kaç kelebek ömrü kadar ömür yaşadın.
Bilge olmak zorundasın. Bilgeliğin tek koşulu var: Dünü yarında yaşayacaksın; ama dünü yarına taşımayacaksın. Hükümdarsın şimdi. Hükümdarlığın tek koşulu var: Ülkene her sabah güneşi getireceksin. Güneşi getirmek için her gece kendi kanınla yıkanacaksın.
Ey benim yalnızlığım! Bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. Bu kadar anlatmasalardı seni. Ne olurdu, yalnız ben yazsaydım bu yapraklara seni. Seni yalnız ben bilseydim. Beraber ölseydik seninle.
Bir kadının şöhreti; hiç tanınmamak, şerefi; kocasına itaatli olmak, saadeti; aile fertlerini mesut görmekten ibarettir.
Bir soğuk yel eser, üşür ölüm bile.
Gençseniz, çevrenizde düşlerinizin içine tüküren birileri mutlaka vardır.
Çok çetin sınavlardan geçmedim, bu çağın insanı olmak bana yetti.
Hatırladığım kadarıyla, kalabalık bir yerdi dünya.
Ben neden hep korkaktım, cesaretsizdim böyle?
Hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın, onların tohumunu havaya savurarak uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine, her şeyin hiçbir şeyin yolculuğu. İşte o zaman an beni, yaşa beni.
Hürlük vardı, verdiler onu, istemek için yeniden.
Tanrı, bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece Cemal’i, bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, başa döndü sonra, kadını yeniden yarattı.
Kağıdımız çaput bizim, kefenimiz bulut bizim, mesleğimiz umut bizim, kuranlara selam olsun.
İstanbul bir çocuktur minarelerde ölen, her şeye karşı ve hiç durmadan ölen.
O eski bir güvercindi gittikçe hatırlanan, o eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa o eski bir güvercindi, çünkü tenhaydı şehirler, benim saçlarıma saklanırdı, benim saçlarım çalılara; onu görürdüm göllere girdiğimde, bıldırcın avladığımda akşama.
Yokladım yüreğimin ceplerini, sana söyleyecek tek sözüm kalmış; vazgeçtim.
Yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten? Seninle çarpışmak kişiliğimi pekiştirir benim.
Hatırlamak en büyük düşmanıdır yalnızlığın, ucunda yaşamak var.
Bir ihtiyarın gülümseyişinden geliyorum, bir annenin dalgınlığından.
İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.
Ama kimler ölü şimdi? Yaşamaya başlayan kim?