2026, Sizler için aşağıda birbirinden güzel paylaşılacak Cahit Zarifoğlu Sözleri bir araya getirdik. Cahit Zarifoğlu Sözleri Kısa, etkileyici, anlamlı ve çok güzel sözlerle sevginizi ifade edebilir, duygularınızı en özel şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal ağlarda sevdiklerinizle paylaşarak beğeni toplayabilirsiniz.
Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.
Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.
Düştümse sana bakarken düştüm.
Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.
Az ağlıyoruz, dünya bu yüzden çok kirli.
Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.
Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!
Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.
Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi.
Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.
Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.
Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü.
Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.
Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?
Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.
İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Ben onunla içimden konuşuyordum.
Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.
Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.
Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.
Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.
Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.
Farz et körsün olabilir. El ele tut. Taş al ve at. Kâfiri bulur.
Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.
Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.
Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…
İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.
Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.
Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.
Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.
Şöyle olmuş: Ben sen demişim sense sen.
Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.
Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.
Filistin bir sınav kâğıdı her müminin önünde.
Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.
Bir ölüm vefalı bir de sonbahar.
Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.
Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.
Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.
Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek.
Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.
Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Kuşlara takılıp gidiyor aklım.
Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.
Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?
Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.
Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.
Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.
O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.
Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.
Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihan hane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.
Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.
İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.
Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.
Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.
Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.
Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.
Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.
Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.